İLKELERİMİZ
“OKU”DER, hemen her söylemini, eskimeyen eskiden (sahih gelenekten) alır ve geçmişten aldığı cesaretle çağın şekillenmesinde yer almak
ister. Her geleneğin doğmadan evvel bir gelecek olduğunun bilinciyle, gelenek olabilecek başlangıçlara kapı aralar. Öngörülerinde sağlam bir
geçmişe yaslanmanın temkinini taşır. Çığır açmanın gelenek ve gelecek ayakları üstündeki dengesini iyi takdir eder.
“OKU”DER, Kur’an’ı anlama ve çağımız yaşamına yansıtma konusundaki görüşlerini kendi fikri olarak ortaya koyar. Fikirlerini değişmez
doğrular olarak görmez ve kesinlik ifade eden hükümler çıkarmayı hedeflemez.
“OKU”DER, doğrunun en doğru bir biçimde anlaşılma kaygısını taşır. Bu duyarlılıkta olanların eleştirilerini katkı bilir.
“OKU”DER, her doğrunun yanında yer alırken, yanlışların da kaynağına bakmaksızın fikri ağırlığıyla karşısında durur.
“OKU”DER, tevazuyu esas alır; Hakk’a tapar, halka eğilir. İlim ehliyle halkın arasında köprü olmak ister. Akademik çalışmaları anlaşılır kılarak hayat pratiğine dönüştürülmesinde rol alır.
“OKU”DER, Kur’an’ı çağa taşımada, yaptıklarının daha önce yapılmayanlardan olmasına dikkat eder. Eski, yeni bir söyleme ihtiyaç duymadıkça yenidir. Yeni ise, eskinin tekrarı olursa eskidir. Buna göre yeni bir şey söyleyecekse söyler. Mevcut olanı eskitmemeye ve yeni bir söylemle ortaya koymaya gayret eder.
“OKU”DER, ‘Kur’an’ın sözlü ve yazılı bütün okumalarını manasına uygun bir “tezyin” ile sunmaya itina gösterir.
“OKU”DER, “Düşün! Kalemi ve yazdıklarını!” (Kalem1) emrinden aldığı bilinçle, yazılarını danışma kurulunun onayıyla yayımlar.
“OKU”DER, dünya kardeşliğine “Ortak İlke” nin (Al-i İmran 64) samimi çağrısıyla koşmak ister. Çağrısını tüm dünya dillerinde yapabilmeyi hedefler.
“OKU”DER, kapısını bilgiye ulaşmak isteyen herkese önyargısız ve önkoşulsuz olarak açık tutar.
“OKU”DER, amacı doğrultusunda nitelikli çalışmalara destek verir.
“OKU”DER, karşılıksız hizmeti esas bilir.
