«

»

Kas 09 2011

ANLAMA YÖNTEMLERİ SEMİNER DİZİSİ

Bu başlık altında ilkin Ankara’dan Prf. Dr.Ahmet Nedim Serinsu’yu ağırlayan Okuder, mütebessim ve nazik bir insanı katılımcılarıyla tanıştırmanın sevincini yaşadı. İşte hocanın ardından okuderce karalananlar:

“OKUMAK YAŞAMAKTIR”

Öz diyordu Ahmet Nedim Serinsu, bu Kitab’ın özünü bekliyor, kendi başlangıcının önüne serdiği yolunu tamamlamak için…Yaşamak lazım diyordu ısrarla. O’nun özünü…İnsan olma erdemine erivermek lazım.

Sonra bizi bir dut ağacının dibine götürüyordu anlatısında. Malatya dolaylarında bir köyde hiç kitap okumamış bir anneanne…Çok kitap okumuşlardan daha okumuş bir halde, dut ağacına yani O’nu yaratan ve onun üzerinden, dutlarındaki tatla sevgisini ve merhametini veren Allah’a olan saygısıyla, temiz çarşaflarını serermiş çevresine ağacın. Bir ağaç meyvelerine olan sevgin ve saygınla mutlu olur ya. Onun için olmalı bu temiz çarşaflar. Fakat kimi “yaramaz dutlar” kendilerine hazırlanmış alanın dışına atlar. Bu defa Hoca torun olmanın verdiği yükümlülükle o “yaramaz dutları” bir helke/kovaya tek tek toplamakla görevlendirilir. Bu ahlaktır. Bir kitabın özetini hayatına çıkarmaktır.

Sonra birden bir kentin kaldırımlarındaki düzensizliğe ve kentleşmenin, içinde yaşayacak insana uygun olmayışına geçiyordu serzenişleri.

Genç bir kadının çocuğu ve çantaları kollarında hastaneye, acile koşarken takılıp düşmesinden ve ayağının kırılmasından kim sorumlu diyordu? Kaldırımı yapan işçi mi? Yapılmasını emreden ustabaşı mı? Ustabaşına projeyi anlatan ve görevlendiren amir mi? O amire emir veren başkan mı? Başkanın üstü mü? Üstün en üstü kim?

Eğer en Üst’ün canı yaratıp, koruyup kollaması gibi olsaydı üstlerin halklarına olan tavrı, özlerinde bu yaşam ahlakı olsaydı böyle mi olurdu? Dedirtiyordu dinleyene…

Ahmet Hoca Ankara’dan geldi.

İstanbul’u dibine beton dökerek ağaçlarını öldürmeye mi azmettiği konusunda sorguladı. Eyüp Sultan’ı kokladı.  Süleymaniye’de Rabbiyle özel olarak görüştü.

Ankara’dan okuder’e bir insan geldi. İnsan…Bunları bize düşündürtmek için. Düşündürdü de. Bunları ve bunun gibi pek çok şeyi.

Kitab’ın özetini çıkardı koydu önümüze: “Ahlak !”dedi. “Yaşamak lazım!” dedi.

Anlama Yöntemleri başlığında, daha sonra

26 Kasım’da Fevzi Zülaloğlu Adım Adım Anlam,

24 Aralık’ta Bülent Şahin Erdeğer Mesajın Anlam Kökleri

ve 28 Ocak’ta Hikmet Zeyveli  Ana Karakterleriyle Kuran isimli başlıklarıyla yöntem bilgilerini ve değerli birikimlerini okuder katılımcılarıyla paylaştılar.

Okuder bir anlamda tefsir usulu denilebilecek olan Anlama  Yöntemleri seminer dizisiyle,  anlama örnekleri kadar, kitabı anlamak için  yöntem bilgilerinin güncellenmesinin önemini gündeme getirmek istiyor.

Ayrıca kitabın daha iyi anlaşılmasına katkısı olacağına olan inancıyla anlamak için özgün çabalarıyla öne çıkan isimlerin  tecrübelerini paylaşıma açmaya devam ediyor.

Okuder önümüzdeki her ay, bahara kadar Kuran’ı daha iyi anlamanın yolunu yordamını arama devam edecek.

Siz de katılın…

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.