HAC RİSALESİ
MUSTAFA İSLAMOĞLU
DÜŞÜN YAYINCILIK-2011
“Hac evrensel bir diriliş muştusudur. Hacı, Allah’la sözleşmesini yenilemiş insandır.”(s.13)
“Hac insana “yolcu” olduğunun hatırlatılmasıdır. Sadece yolcu değil, aynı zamanda yol olduğunun da… Çünkü bu dünya ve öte dünyasıyla, ruhunun mazisi ve istikbaliyle, gerçekte hayat bir yolculuktan başka bir şey değildir. Yani hac, ‘kıldan ince kılıçtan keskince’ bir sırat olan hayat yolunda, insanoğluna yürüyüşü öğretme amacı taşıyan bir ibadettir.” (s.16)
“Özetle hac mahşerin provasıdır.” (s.17)
“Allah’ı en güzel dost, nefsini en büyük düşman, imanı en büyük imkan, yolculuğu en önemli iş, yüreğini en değerli nişan, teslimiyeti en yüksek makam, “Müslüman”ı en yüce unvan, “hacı” olmayı en sahici nam ve şan olarak bileceksin.” (s.19)
“Âdemsin.
Âdem gibi ırklar üstü, Âdem gibi coğrafyalar üstü, Âdem gibi kültürler üstü, Âdem gibi renkler üstü, Âdem gibi uluslar ötesi olmalısın. Irkını, kabileni, kavmini, ulusunu, ait olduğun siyasal yapıyı bir kenara atmalısın. Bayrakları, ülkeleri, sınırları, sancakları arkada bırakmalısın. Sen, hacda sadece kendin olmalısın. “ (s.25-26)
“Lebbeyk Allah’ım! Sırtıma kefenimi giydim. Sevdiklerimi ve dünyamı arkamda bıraktım. Baş açık ayak yalın sana geldim. Rahmet denizinde damla olmaya geldim. Ümmet okyanusunda çağlamaya, günahıma ağlamaya, yanmaya, pişmeye ve olmaya geldim. (s.39)
“Şirk, kişinin kendi kendine yetme iddiasıdır. Dua, kulun kendi kendine yetmediğinin en kesin ifadesidir. Namaz, duanın harekete dönüşmüş biçimidir. Dua acziyetin itirafıdır. Dua haddini bilmektir.” (s.57)
“Şeytan, imanın iktidarına karşı duran güçtür.
Şeytan, insanın ayartıcı benliği, saptırıcı içgüdüleri, esir edici şehveti ve hırsıdır.” (s.68)
“Kurban, Allah’a daha yakın olmak için feda etmektir. “ (s.74)
“Tavaf, aşkın hareket halidir.
Tavaf, varlığın ilahi korosuna insanın katılımıdır.
Tavaf, kozmik hareketliliğin teatral bir taklididir.” (s.77)
“Kâbe, Ahbar u Mekke yazarı Ezraki’nin naklettiği sözlü geleneğe ait meşhur bir rivayete göre, semada meleklerin tavaf ettiği el-Beytul-Mamur’un yeryüzündeki izdüşümüdür. Buna göre el-Beytul-Mamur, “metafizik Kâbe” olmaktadır.” (s.86)
“İbrahim nasıl teslimiyetin insana dönüşmüş biçimiyse, Kâbe de teslimiyetin mimariye dönüşmüş biçimidir.” (s.93)
“Güvenlik evi olan Kâbe kıyam yeridir. Başta insanın negatif benliğine karşı olmak üzere, tutkularına, ayartıcı zaaflarına ve esir edici şehvetine karşı kıyam yeridir. Beytü’l-Haram, tüm şeytani güçlere, onların yaltakçılarına, zalimlere ve sömürücülere karşı kıyam yeridir.”(s.96)
“Haydi, başla dönmeye.
Kâbe’yi yüreğinden tarafa almalısın.
Sen elektronsun Kâbe çekirdek, sen kansın Kâbe kalp.
Sen aysın Kâbe dünya.
Sendünyasın Kâbe güneş.
Sen güneşsin Kâbe…” (s.102)
“Kural basit ve net: Çalışan kazanacak, yatan kaybedecek.” (s.107)



